Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Şike tanrıları kurban istiyor
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Her gittiğim ortamda birileri bana Federasyon'un son kararlarından bahsediyor ve "Ne diyorsun bu işe?" diye soruyorlar. Çünkü hiçbiri anlamıyor.
Teşebbüs etmek başarmanın yüzde kaçıdır?
Şahıs mı kulüpten bağımsızdır? Kulüp mü çalışanında sorumsuzdur?
Kulüp kurumsal bir kimlik olarak şikeye nasıl bulaşabilir ki zaten?
Akla yatmayan birşeyler yok mu burada?
Ve ben de hep aynı cevabı veriyorum:
"Ne bekliyordunuz ki?
Bunun için mucizelere inanıyor olmanız gerekir.
Üstelik,
Başkanı olduğu kulüp şike davasında yargılanırken, UEFA'dan mali konularda uyarı almışken, Demirören bu konuyu çözecek makama aday olduğunda nedenlerini sorgulamadınız,
Demirören Federasyon'un başına neredeyse oyların tamamını alarak geçtiğinde yine ses çıkarmadınız,
Yeni Federasyon'un ilk icralardan biri, Futbol Müsabaka Talimatı'nın şike cezalarıyla ilgili maddesinin bir gecede değiştirilmesi (hafifletilmesi) olduğunda kuşkulanmadınız,
Demirören, 'Gerekirse Avrupa'ya gitmeyiz' gibi ülkenin imajını, konumunu, maddi gelirlerini baltalayacak bir düşünceyi dile getirdiğinde ayaklanmadınız,
Fenerbahçe'nin zararının Federasyon'un bütçesinden karşılanabileceği önerisi ortaya atıldığında neden diye sormadınız,
Thatcher Planı gibi içinde bulunduğumuz durumla zerre kadar alakası olmayan bir plan gündeme geldiğinde aykırı bulmadınız,
Asıl şaşılması gereken Federasyon'un kararına şaşırmanız.
Ve asıl soruyu hala sormuyorsunuz: Madem Etik Kurulu suç unsuruna rastlayamadı, Federasyon yasayı değiştirmek için neden bu kadar çaba sarfediyor?"
Aslında benzer soruları geçen ayki bir yazımda, Demirören'in arkasından atıp tutan Beşiktaşlı yöneticilere de yöneltmiştim. 8 yıl boyunca ses çıkarmayanların bugün Demirören dönemini eleştirmesinin anlamsızlığından bahsetmiştim.
Farklı film. Benzer senaryo. Ana karakterlerin çoğu da aynı.
Üzerine belli bir rol yapışmış başrol oyuncuları gibi
............
Geçenlerde Türkiye'ye ziyarete gelen bir yabancı arkadaşım şöyle dedi:
"Kaos sizin göbek adınız olmuş." Sonra da esprili bir şekilde devamını getirdi, "Ama iyi tarafından bakın, cehennneme gittiğinizde hiç zorluk çekmeyeceksiniz,"
Bunu söylemesine sebep olan şey şike değildi aslında. Konu trafikti. Çünkü "park edilmez" levhasının altına park etmiş arabaları ona bir türlü açıklayamıyordum. "Kanunda yasak veya ceza olması beni ilgilendirmez, esas olan uygulamadır" deyip duruyordu.
Şike daha zor bir konu olabilir. Ancak durum değişmiyor. Önce kanun yapıyoruz bir şeylere uydurmak için. AB'ye, UEFA'ya veya başka bir düzenlemeye. Sonra da onu uygulamamak için türlü taklalar atıyoruz.
Neden mi? Çünkü Avrupa'dan ithal edilen bu yasaların ucu her zaman güçlülere dokunuyor. Bunu hep unutuyoruz.
Güçlülere dokunduğunda ise sistemin içinde zincirle birbirine bağlanmış herkese dokunuyor.
O yüzden sürekli erteliyoruz. O yüzden açık yaraların üstünü örtme çabamız. Bir gün kucağımızda patlayayacağını biliyor ama o günü hep yeni nesillere emanet ediyoruz.
En basit örneği bu hafta yaşadık. Aziz Yıldırım'a salonu terkettiren Cihan Oskay isimli şahıs -gerçekten meczup ve dolandırıcı bile olsa- 2006'da görüntülere, belgelere, kayıtlara dayalı kanıtlarım var dediğinde, ucu sadece Fenerbahçe'ye değil dört büyüklerin tamamına dokunduğu için ve hepsi birbirinden beslendiği için, program yayından kaldırıldı.
O zamanın Federasyonu itirafların dinlenmesine bile gerek görmedi. Belki o gün, en azından inceleme yapılabilse bugün şike olayları bu kadar büyümeyecek, yasanın gerekliliği daha erken anlaşılacak, gereken önlemler o günlerden alınacaktı.
Aynı anlayış devam ediyor. "Çözmeyelim, bekletelim, gerekirse Avrupa'ya gitmeyelim".
Olur sayın Federasyon üyeleri, olur sayın politikacılar, olur sayın medya patronları.
Siz bunu çocuklarınıza, torunlarınıza açıklayabiliyorsanız biz de açıklayabiliriz herhalde.
Onları çok sevdiğinizi, ama onları sayın kulüp yöneticilerine tercih edemediğiniz için heyecanlarını, futbol aşklarını öldürmek zorunda kaldığınızı söylersiniz onlara.
Teşebbüs etmek başarmanın yüzde kaçıdır?
Şahıs mı kulüpten bağımsızdır? Kulüp mü çalışanında sorumsuzdur?
Kulüp kurumsal bir kimlik olarak şikeye nasıl bulaşabilir ki zaten?
Akla yatmayan birşeyler yok mu burada?
Ve ben de hep aynı cevabı veriyorum:
"Ne bekliyordunuz ki?
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Beşiktaş'ı 8 yıl boyunca orijinal (!) çözümleriyle batağa sürükleyen Yıldırım Demirören'in, Federasyon Başkanı olunca bir anda sağlıklı çözümler üretmeye başlayacağını mı?Bunun için mucizelere inanıyor olmanız gerekir.
Üstelik,
Başkanı olduğu kulüp şike davasında yargılanırken, UEFA'dan mali konularda uyarı almışken, Demirören bu konuyu çözecek makama aday olduğunda nedenlerini sorgulamadınız,
Demirören Federasyon'un başına neredeyse oyların tamamını alarak geçtiğinde yine ses çıkarmadınız,
Yeni Federasyon'un ilk icralardan biri, Futbol Müsabaka Talimatı'nın şike cezalarıyla ilgili maddesinin bir gecede değiştirilmesi (hafifletilmesi) olduğunda kuşkulanmadınız,
Demirören, 'Gerekirse Avrupa'ya gitmeyiz' gibi ülkenin imajını, konumunu, maddi gelirlerini baltalayacak bir düşünceyi dile getirdiğinde ayaklanmadınız,
Fenerbahçe'nin zararının Federasyon'un bütçesinden karşılanabileceği önerisi ortaya atıldığında neden diye sormadınız,
Thatcher Planı gibi içinde bulunduğumuz durumla zerre kadar alakası olmayan bir plan gündeme geldiğinde aykırı bulmadınız,
Asıl şaşılması gereken Federasyon'un kararına şaşırmanız.
Ve asıl soruyu hala sormuyorsunuz: Madem Etik Kurulu suç unsuruna rastlayamadı, Federasyon yasayı değiştirmek için neden bu kadar çaba sarfediyor?"
Aslında benzer soruları geçen ayki bir yazımda, Demirören'in arkasından atıp tutan Beşiktaşlı yöneticilere de yöneltmiştim. 8 yıl boyunca ses çıkarmayanların bugün Demirören dönemini eleştirmesinin anlamsızlığından bahsetmiştim.
Farklı film. Benzer senaryo. Ana karakterlerin çoğu da aynı.
Üzerine belli bir rol yapışmış başrol oyuncuları gibi
............
Geçenlerde Türkiye'ye ziyarete gelen bir yabancı arkadaşım şöyle dedi:
"Kaos sizin göbek adınız olmuş." Sonra da esprili bir şekilde devamını getirdi, "Ama iyi tarafından bakın, cehennneme gittiğinizde hiç zorluk çekmeyeceksiniz,"
Bunu söylemesine sebep olan şey şike değildi aslında. Konu trafikti. Çünkü "park edilmez" levhasının altına park etmiş arabaları ona bir türlü açıklayamıyordum. "Kanunda yasak veya ceza olması beni ilgilendirmez, esas olan uygulamadır" deyip duruyordu.
Şike daha zor bir konu olabilir. Ancak durum değişmiyor. Önce kanun yapıyoruz bir şeylere uydurmak için. AB'ye, UEFA'ya veya başka bir düzenlemeye. Sonra da onu uygulamamak için türlü taklalar atıyoruz.
Neden mi? Çünkü Avrupa'dan ithal edilen bu yasaların ucu her zaman güçlülere dokunuyor. Bunu hep unutuyoruz.
Güçlülere dokunduğunda ise sistemin içinde zincirle birbirine bağlanmış herkese dokunuyor.
O yüzden sürekli erteliyoruz. O yüzden açık yaraların üstünü örtme çabamız. Bir gün kucağımızda patlayayacağını biliyor ama o günü hep yeni nesillere emanet ediyoruz.
En basit örneği bu hafta yaşadık. Aziz Yıldırım'a salonu terkettiren Cihan Oskay isimli şahıs -gerçekten meczup ve dolandırıcı bile olsa- 2006'da görüntülere, belgelere, kayıtlara dayalı kanıtlarım var dediğinde, ucu sadece Fenerbahçe'ye değil dört büyüklerin tamamına dokunduğu için ve hepsi birbirinden beslendiği için, program yayından kaldırıldı.
O zamanın Federasyonu itirafların dinlenmesine bile gerek görmedi. Belki o gün, en azından inceleme yapılabilse bugün şike olayları bu kadar büyümeyecek, yasanın gerekliliği daha erken anlaşılacak, gereken önlemler o günlerden alınacaktı.
Aynı anlayış devam ediyor. "Çözmeyelim, bekletelim, gerekirse Avrupa'ya gitmeyelim".
Olur sayın Federasyon üyeleri, olur sayın politikacılar, olur sayın medya patronları.
Siz bunu çocuklarınıza, torunlarınıza açıklayabiliyorsanız biz de açıklayabiliriz herhalde.
Onları çok sevdiğinizi, ama onları sayın kulüp yöneticilerine tercih edemediğiniz için heyecanlarını, futbol aşklarını öldürmek zorunda kaldığınızı söylersiniz onlara.
Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

